08.09.2008

Hürriyet arşivlerinde 6-7 Eylül 1955

6-7 Eylül olaylarını ne kadar biliyoruz?

Tarihimizin karanlık sayfalarından biri...

Yıldıray Oğur - 07.09.2008

Üç kişi öldü. 30 kişi yaralandı. 73 kilise, 8 ayazma, 2 manastır, 1 fabrika, 3.584’ü Rumlara ait olmak üzere 5.538 ev ve işyeri yakılıp yıkıldı. Daha uzun vadede sermaye el değiştirdi, Rumlar Türkiye’yi terk etti.


Yıllar sonra eski Özel Harp Dairesi Eski Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu gazeteci Fatih Güllapoğlu’na “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi” diyecekti.


Bugün bu “muhteşem örgütlenme” hakkında dönemin tarihini yazanların bile kurtulamadığı provokatif küçük bir gazete -cahil, talancı, çapulcu halk- milliyetçi sağcı iktidar ‘şeytan üçgeni’ hikâyesi dışında pek bir şey bilmiyoruz.


Peki, aslında ne olmuştu?


Bu soruya verilecek pek çok cevap var. Ama önce o günlerin karanlık havasını solumalıyız. Türkiye’nin nerelerden nerelere geldiğini iyice anlamalıyız.


İşte gün be gün 6-7 Eylül 1955’in hikâyesi.


Bugünlerde İnsan hakları Evrensel Beyannamesi ile birlikte 60. yılını kutlayan Hürriyet Gazetesi’nin birinci sayfalarından manşetleri eşliğinde.


***


27 Ağustos (Sadece 10 gün önce...)


Polisi boşuna meşgul ettiler


Şehrimizde intişar eden bir Rum gazetesinin mensupları ile Şehir Meclisinde aza olan bir Rum doktor hiçbir sebep yokken dün akşamüstü ortalığı velveleye vermişler ve polis kuvvetlerini işgal etmişlerdir. Hadise polisi yanıltmak ve fuzuli yere meşgul etmek bakımından olduğu kadar, Rum doktorla, Rum gazetesi sahiplerinin taşıdıkları zihniyet bakımından da dikkate şayandır.


***


30 Ağustos


Rum vatandaşların yersiz ve boş telaşları


Kıbrıs’ta katliam gününden sonra şehrimizde herhangi bir hadise cereyan etmemiştir. Fakat şehrimiz Rumlarının bazılarının yersiz bir telaşa kapılarak dükkânlarını mutattan evvel kapadıkları görülmüştür.


***


31 Ağustos


Bayrama gösterilen saygısızlık


Dün 30 Ağustos Zafer Bayramı yurdun her tarafında olduğu gibi şehrimizde de büyük coşkunluk içinde kutlanmış, gece her taraf ışıklandırılmıştır... Bu arada Fener Patrikhanesi’nin karanlık gömülmüş olduğu sanki bu bayramla sanki hiç alakaları yokmuş gibi tenvirat yapmadıkları konusunda gazetemize yoğun şikâyetler gelmiştir.


And İçtiler


İstanbul Kız Lisesi Mezunları Cemiyeti üyeleri dün bir toplantı yaparak Kıbrıs davasında Türk kadınlarına düşen vazifeyi canları pahasına yapacaklarına dair and içmişlerdir.


***


2 Eylül


Beşiktaş semti gençleri bir duvara çizdikleri Kıbrıs haritası ve Kıbrıs Türktür resmiyle görülüyor.


Londra konferansında Kıbrıs hakkındaki Yunan görüşünü izah eden Hariciye Vekili’nin konuşmasını yayınlayan şehrimizdeki Rumca gazeteler dün Rumlar tarafından kapışılmıştır. Bu alakalarını tabii görüyoruz. Yunan görüşünün nasıl müdafaa edildiğini öğrenmek elbette tadına doyulmaz bir zevktir. Fakat bu işte asıl gözümüze çarpan Kıbrıs patırtısı sayesinde fazla satış yapan Rumca gazetelerin Türk görüşünü sadece haber şeklinde vermekte hâlâ ısrar etmeleri, bunu belirtmeği ve bir dava gibi ele alarak bir Türk vatandaşına yakışacak tarzda yorumlamayı hiç akıllarına getirmemişlerdir.


***


3 Eylül


Patrikhane’nin Kıbrıs’a hangi yoldan yardım ettiği anlaşıldı.


***


5 Eylül


Yunanca gazeteler yakılırken


Dün saat 16’da biri Güzel Sanatlar Akademisi talebesi ve biri de lise talebesi olan iki genç Yunanistan’dan memleketimize gelen ve burada satılan gazetelerden 15 adedini Taksim meydanında yakmışlardır.


***


6 Eylül


Patrikhaneye asıldı


Muhtelif yerlere yazılan ve asılan Kıbrıs Türktür ibaresi dün gece yarısına doğru Patrikhane’nin duvarına da yapıştırılmıştır. Fener Patrikhanesi’nin Kıbrıs mevzuundaki sükûtu da Fenerli gençler arasında nefret uyandırmıştır. Dün akşam bir Türk ile Rum arasında çıkan münakaşa karakolda neticelenince Fenerli gençler Patrikhane’nin duvarına Türk bayrağı ile süslü ve üzerinde Kıbrıs Türktür ibaresi yazılı bir yafta asmağa karar vermişlerdir.


Şişli otobüsünde seyahat eden bir yüzbaşı yüksek sesle Rumca konuşan iki kişiyi dövmüş, birkaç genç de Ada vapurunda Rumca şarkı söyleyen bir grubu zorla susturmuştur. Civarda bulunan ve bakkalın bu hareketine sinirlenen halk kendisinin üzerine hücum etmiş, selameti firarda bulan İstavro evine kaçarak saklanmıştır. Evin önünde toplanan kalabalık halk kitlesi uzun müddet bakkalın evden çıkmasını beklemiştir.


Ayrıca yine akşamın geç saatlerinde Nişantaşı Meşrutiyet mahallesinde İstavro isminde bir Rum bakkal Türk bayrağına ve hükümet erkânına dil uzatmak küstahlığında bulunmuştur.


***


7 Eylül


Atamızın Selanik’te doğduğu eve atılan bombanın sebep olduğu hadiseleri önlemek için örfi idare ilan edildi.


Aziz Ata’nın Selanik’te evin bahçesine atılan bombanın haberi üzerine muhtelif gruplar Taksim Meydanı’nda toplanmaya başladı. Saat 18.30’da Taksim Abidesi’nin etrafı coşkun bir insan seliyle dolmuş bulunuyordu. Bu saatten sonra kalabalık dükkân ve evlere bayrak astırmak maksadıyla İstiklal Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti ve yolun iki kıyısını kırmızı beyaz renklerle donatarak Tünele doğru aktı. Asmalımescit’teki bir eczanenin sahibi Rumun nümayişçilerin ihtarına rağmen dükkânına bayrak asmayı reddetmesi üzerine tahrip hadiseleri başladı ve kalabalığın coşkun tezahürlerine artık mani olunamadı.


Hedef Patrikhane!


Ellerinde bayraklar, Büyük Atatürk’ün resimleri olduğu halde, Taksim Abidesi’nde biraraya gelen küçük topluluklar, evvela istiklal marşını söylediler ve sonra içlerinden biri “Arkadaşlar bir sakallı patrik var bu adam Makarios’a elini uzatarak dini siyasete alet ediyor. Hedefimiz patrikhane olsun” dedi. Tepebaşına kadar olan yürüyüş hadisesiz geçti.


***


8 Eylül


İzmir’deki olaylar


Bu menfur hadise İzmirliler üzerinde de kırbaç tesiri yapmış, genç, ihtiyar, kadın, erkek, köylü, şehirli herkes büyük bir heyecan içinde fuar münasebetiyle Yunan bayrağının asılmış olduğu konak meydanına koşmuştur. Bu halk kitleleri meydandaki direkte bulunan Yunan bayrağını bir anda indirerek evvela parçalamış, bilahare de yakmıştı. Bu sırada küçük bir çocuk elinde bayrağımız olduğu halde meydana gelmiş ve biraz evvel Yunan bayrağı bulunan direğe tırmanarak elindeki Türk bayrağını buraya çekmiştir. Bayrağımız direğe çekilirken meydanı dolduran halk hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nı söylemiştir. Gittikçe büyüyen halk kitlesi önlerinde Türk bayrakları olduğu halde Fuar’a yürüyüşe geçmiş Yunan pavyonuna hücum ederek pavyonu evvela taşa tutmuş ve sonra da ateşe vererek kül haline getirmiştir. Buradan da Yunan Konsolosluğu’na doğru yürüyen nümayişçiler tenekelerle benzin temin ederek binayı ateşe vermişler, binanın içinde ele geçirilen Yunan bayrakları yakılmak suretiyle meşaleler meydana getirilmiştir.


***


9 Eylül


Nümayiş gecesi tahrikât yapan otuzdan fazla komünist yakalandı.


Asmalımescit’te tanınmış randevuculardan Melahat’ın evinde de beş komodin, bir camlı masa ve yol halılarıyla külliyetli miktarda kumaş meydana çıkarılmış. Çapulcular yakalandı (Ellerinde daktilolarla poz veren dilenciler)


Balıklı Rum Hastanesi’ni yakmaya teşebbüs eden üç genç kızdan ikisi adliyeye sevk edildi.


Birinci Ordu Müfettiş Vekili Korgeneral Vedat Garan, İstanbul Kumandanı Korgeneral Fazıl Bilge ve İstanbul Garnizon Kumandanı Tuğgeneral Nedim Erensoy görevden alınıyor

0 yorum: