09 02 2009

Düzgün Adama Mektuplar -6-

Merhaba, düzgün adam.

Bu gün bir rüya gördüm: Altı atlı atlarına atladı. Altısı da altındaki altı atı, kin ve nefret uygarlığına sürüp, kılıçlarını; putlarla dolu hayatları barındıran şehirlerin bağrına sapladı.

Ben inanıyorum ki bir gün gelecek ve bizi bu parmaklıkların arkasından kurtaracaklar. Daha fazla bu işkenceye katlanamıyorum. Her gün çürük meyveleri ve iğrenç yemekleri yemekten bıktım.

Düzgün adam, o kadar şey değişti ki burada. Hele ki Joseph’in ölümü ve Havva ile benim ayrılığım. Sana bunların hiç birinden bahsetmedim. Fakat Joseph’in ölümünden çok beni etkileyen Havva ile ayrılığımız öylesine zordu ki.

Yer ile gök arasında, mavi gökyüzünden her nefes çalışımdan keyif aldığım o günler geride mi kalıyor yoksa? Beni bu hale getiren bu parmaklıklar mı? Ah, düzgün adam. Yeryüzünde “O”nu benim kadar sevebilecek kim vardı. Bilemiyorum.

Düzgün adam, Scarving öyle bir yer ki, burada tutkular; mavi denizlerin ufuk çizgilerinde ateş kuyularından bakan yeşilbaşlı ejderhalar gibi ürkütücü, “şaki”ler gibi harlanmış ateşlere koşan, nefs-i emmare sahipleriyle karanlık çağın odalarında şeytana ziyafetler hazırlayan, hodgam ademin emrine girmiş.

Havva’nın gidişine üzülsem de yaşayan duvarlar ve bir o kadar aydınlık gökyüzünü görünce yeniden ruhumda filizlenmeler başlıyor. Sanki yeniden aşık olabilirmişim gibi hissediyorum.

Düzgün adam, korkularımla yüzleşmeye karar verdim. Her ne kadar artık senin gerçek olup olmadığın konusunda bile şüpheye düşsem de yeniden aynı yanlışlar yeniden aynı korkular üzerine kurulu bir dünya, içinden çıkamadığım bu kilitli hayattan kurtulmama engel olacaktır. Yeni yeni öğrendiğim şu hayattan sadece bir tutam almak ve o zaman son nefesimi vermek istiyorum. Senin güzel öğretilerinin ışığında elimdeki şu kitaptan bir anlam çıkarmaya çalışıyorum.

Başarıyorum düzgün adam. Mr.Frauber’e bu gün anlattığım hikaye onunda oldukça hoşuna gitmiş olmalı ki, sessiz ve suratsız yardımcısına “ne kadar da farklı bir hikaye” der gibi bakıyordu. Tabi suratsız yardımcısının bakışlarını anlatmama gerek yoktur herhalde. O nu neredeyse sende en az benim kadar tanıyorsun.

Düzgün adam, Komutan Rasandikov’a her bakışımda onun ne kadar çaresiz bir halde olduğunu görmek beni iyice çileden çıkartıyor. Her gün hıçkırıklarla ağlamasını dinlemekten yoruldum. Mr.Frauber’den onu alt kattaki sünger yataklı ve alaturka tuvaleti olan sarı odaya almasını isteyeceğim. Hiç değilse orda rahat eder hem de istediği gibi ağlayabilir. Bende onun geceler boyu çaresizce bitmeyen çığlıklarını dinlemek zorunda kalmam. Gerçi Joseph’in ölümünden sonra sohbet edebileceğim bir kişiye ihtiyacım vardı. Geçen günkü hareketinden sonra Mr.Frauber’in yardımcısı O’na iyice sinirlenmiş ve acımasızca dövmüştü. Komutan Rasandikov o gün bugündür oğlu Ensar’ın öldürülüşünü anlatıyor ve durmadan ağlıyor.

Düzgün adam, burada bir şeyler oluyor ama ben hatırlamıyorum. Mr.Frauber ise bana çok yabancı bakmaya başladı. Gün ağarıyor ve odamın ışığı gittikçe azalıyor. Yazmak için daha vaktim yok.

Düzgün adam, neler oluyor…

AKVAM-I BEŞER GÜL DAĞITIRDI ZAMANA. ZAMANLA YAKTILAR NESİLLER HATIRALARI. FERRUH BİR ÇAĞ GEÇTİ, YÜZÜK DÜŞTÜ, ÖLÜLER DİRİLDİ…
---Düzgün adamın sorusu: çağ senindi neden izin verdin buna…
Gün AHKAR: sebep ben değil sensin, okuyan gözlerdeki arayış…---
Sevgilerimle, Gün AHKAR…

Sefa ŞENGÜL…

2 yorum:

M.Akif dedi ki...

İnşallah kitaba tamamlanacak serinin 7. yazısını da büyük bir zevkle okudum. Olayların nereye gideceği ise hala muamma. Bakalım Sefa bize daha neler anlatacak teşekkürler...

nuri dedi ki...

ah düzgün adam ah düzgün adam...

içimde yaşayan bir sızıyı çığlığa dönüştürdü yazıların sefa kardeşim...

belki bende düzgün bi adamdım günah banyosuna girmeden önce...

küçük bir cami'nin küçük cemaati içinde fakat temiz bir ruhla kılardık namazlarımızı...

Ne olduysa hedefler büyüyünce dünyaya daha çok sarılınca oldu, yani ben ben değilim artık..bende bir GÜN AHKARIM...

fakat çığlık atamıyorum senin gibi...sadece YA SETTAR deyip inliyorum içimden...

evet Gün AHKAR bu kardeşinde aynı dertlerden muzdarip, senden iki isteğim var: çğlıklarıma tercüman ol yazılarınla ve gün ağarırken dualarında beni de unutma...