Geçen hafta okullara Sarı Gelin adlı bir filmin öğrencilere izletilmek üzere Genelkurmay tarafından gönderildiğini öğrendik. Filmde aslında Ermenilerin Türklere saldırdığı gibi şeyler anlatılıyormuş. Bu filmden okullarda izletilmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’nın haberi olmadığını da unutmamak gerek.
Bu filmin izletilmesine Taraf gazetesi başta olmak üzere liberal çevreler büyük tepki gösterdi. Öğrencilerin daha küçük yaşta başkalarına karşı düşmanca yetiştirilmemeli diye. Nasıl biz bir zamanlar iç ve dış mihraklar ya da düşmanlar sloganları ile büyüdüysek şimdi de geleceğin gençleri böyle büyüyorlar. Hala dört bir yanımız düşmanlarla çevrili diye de söylüyorlardır belki. Muhtemelen geleceğin gençleri de ciddi yabancı muhtelif kaynaklarda dönemle ilgili olayları okurken üniversite yıllarında nasıl da kendimiz söylemeyince (ermeni olayları, 1915 olayları, sözde…) başkalarının da söylemeyeceği düşüncesinin aptalca olduğunu görecekler. (Aynı zihniyetin bazı siteleri de yasakladığını sandığı unutulmamalı)
Bence bu filme karşı verilen tepki çok anlamlı değil. Zaten bize bir sürü yalan yanlış bilgi eğitim sürecinde verilmiyor mu? Aslında tepkinin sürekli ve daha sesli olması gerekir. M.E.B kitaplarında bulunan insan hakları ihlallerini tespit etmek için bir projede çalışan arkadaşlarımız yığınla düşmanlık, ayrımcılık içeren hatalara rastladılar kitaplarda. Asıl kötü olan bu çalışma 5 sene önce yine yapılmıştı ve kitaplar değişmesine rağmen hatalar şekil değiştirerek devam ediyor. Muhtemelen 5 sene sonraki projede hatalar şekil değiştirerek devam edecek.
Aynı şekilde eğitim hayatımız boyunca beynimize neler yüklendiği hakkında biraz düşününce hangi konuda eğitildiğimizi yeniden düşünmemiz gerekiyor gibi. Beden dersinde askeri yürüyüşler öğrenmemizin amacı askerlikte zorluk çekmemiz ya da yukarıdan gelen bir emre itaat kolaylığı, Milli Güvenlik dersi askeri üniformalar ve rütbelere aşinalık kazanma, tek tip kıyafet, saç tek tip kafa yapısı oluşturma gibi eğitimler içeriyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Resmin tersinden bakarsak böyle bir eğitim sürecinden gelmiş öğrencilerin başarılı olanlarının girdiği üniversitelerin dünya çapında başarı oranı da çok şaşırtıcı olmuyor.
Hâsıl-ı kelam eğitim sistemimizin ciddi bir biçimde eğitime ihtiyacı var. Yine de ümitsiz olmamak gerekiyor. Bugün 10.000’in üzerinde üniversite öğrencisi yazları ABD’ye gidiyor. Yine binlerce öğrenci Erasmus programı ile Avrupa’ya gidiyor dönemlik. Elbette döndükleri zaman daha esnek ve hoşgörülü oluyorlar örnek verecek olursak ABD’de 4 Temmuz kutlaması gören bir öğrencinin bir daha bizdeki resmi törenleri savunmasının imkânı yok.
Eğitimimiz konusunda daha kapsamlı ve profesyonel bir şeyler okumak isterseniz Serdar Kaya’nın Derinsular projesinden endoktrinasyon başlıklı yazılarını okuyabilirsiniz.
M. Akif
0 yorum:
Yorum Gönder